sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2016 Çarşamba

Aşırı Terleme

Terlemenin insanlarda doğal olarak gözlenirken aşırı terleme kişi de sorunlar yaratabiliyor. Terin salgılanması insanlarda sinir sisteminin “sempatetik” denilen kısmının çalışması ile ilgili olup toplumun % 1′inde bu sistem aşırı düzeyde çalışıyor. Özellikle stresli durumlarda bu sistem aşırı çalışıyor ve genel olarak terleme, kış aylarında daha az rahatsız edici oluyor.
Bunun dışında tiroid bezinin aşırı çalışması, böbrek üstü bezinden kaynaklanan bazı hastalıklar, şişmanlık, menopoz, ağır psikiyatrik hastalıklar ve bazı kanserlerin tedavisinde kullanılan hormonlar aşırı terlemeye yol açabiliyor.
Ruhsal ve fiziksel sorunlar
Bakteri üremesini kolaylaştırdığı için aşırı terleme kokuya da neden oluyor. Ruhsal ve fiziksel sorunlara yol açan, sosyal yaşamı zorlaştıran terleme, ellerde, koltuk altında, ayak altlarından, yüzde ve gövdede oluşabiliyor. Terlemenin ellerde olduğunda hem el ile yapılan işlerde güçlük çekiliyor hem de sosyal olarak kişileri rahatsız ediyor. Terleme stresli durumlarda gelişiyorsa ve kişi terlemeden rahatsız ise kısır bir döngü içine giriyor ve terleyeceğini bilerek daha endişeli hale geliyor ki bu endişe de daha fazla terlemeye yol açıyor.
Terlemenin nedeninin saptanması 
Terleme tedavisine başlanmadan önce nedeninin saptanması gerekiyor. Terleme sorunu olan kişinin öncelikle kilo durumu inceleniyor. Aldığı ilaçlar gözden geçiriliyor. Hastanın menopozda olup olmadığı araştırılıyor. Endokrinoloji uzmanının yapacağı değerlendirme ile sorunun tiroid bezinden ya da böbrek üstü bezlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı belirleniyor. Bu durumların hiçbirinde sorun saptanmaz ise doğuştan sempatetik sinir sisteminin aşırı çalıştığı ortaya çıkıyor.
Tedavide ilk olarak genel tedavi yaklaşımları uygulanıyor. Kişinin öncelikle kıyafetini düzeltmeli ve daha hafif giyecekler giymesi gerekiyor. Lokal olarak talk pudrası veya oldukça etkili olan aleminyum klorid içeren solüsyonlar mutlaka öneriliyor. Bazı hastalarda sempatetik sinir sisteminin çalışmasını azaltmak ve böylece de terlemeyi azaltmak için ilaçlar da kullanılabiliyor. Bazı hastalarda strese bağlı terlemeyi kontrol edebilmek amacı ile psikoterapi de öneriliyor.
Uygulanan yöntemler 
İyontoforez: Bu yöntemde küçük su banyosu içinde el veya ayaklara hafif elektrik akımı veriliyor. Sık tekrarlanması gereken bu yöntemde; hafif ve orta derecede terlemesi olan hastalarda oldukça iyi cevap alınıyor.
Botulinum toksini: Özellikle koltuk altı terlemesinde kullanılan bir madde olan Botulinum toksini, aslında doğal bir zehirdir ve sulandırılarak tıpta çeşitli amaçlarla uzun zamandır kullanılıyor. Ter bezlerini çalıştıran sinirleri felç ederek etki gösteren madde, terlemeyi 3 – 4 kat azaltıyor. 6 -12 ay gibi uzun aralıklarla tekrarı gerekiyor.
Cerrahi tedavi: Carrahi tedavi özellikle ellerdeki ve yüzdeki aşırı terleme için önerilen tedavi şekli. “Endoskopik transtorasik sempatektomi” olarak adlandırılan teknikle koltuk altından bir delik açılıp akciğer bölgesindeki yüz ve ellere giden sinirlerin başlangıç bölgesi kesiliyor. Ellerde % 99 civarında başarı elde edilirken, ayaklardaki terleme için bel bölgesindeki sinirlerin kesilmesi gerekiyor. Sadece koltuk altı terlemelerinde koltuk altı ter bezlerinin alınması ile iyi sonuçlar elde edilebiliyor.”

Negetif Düşünceler Kilo Aldırıyor

 
Kadınların kafasını karıştıran konulardan biri de erkeklerden daha kolay kilo almalarıdır. Beslenme Danışmanı Dr.Gönül Ateşsaçan bu durumun çeşitli nedenlerinin olduğunu belirtiyor.
Kadınlardaki yağ oranı erkeklere göre daha yüksektir ve bu da metabolizmanın yavaşlamasına neden olur. Sonuç daha kolay kilo alınır.Bu nedenle kilo alma bakımından kadınlar erkeklere oranla daha çok dikkatli olmalılar.
Sorun: Kadınlık hormonunun (östrojen) yüksekliği nedeniyle kalça, uyluk ve karın bölgesinde yağlanma artışına neden olur.
Çözüm: Beslenmeye daha dikkat edilmeli, açlık değil sık beslenmek önemlidir.Ayrıca metabolizma canlanması için sauna faydalı olur.
Sorun: Her doğum sonrası alınan ve verilen kilolar metabolizmayı yavaşlatır.
Çözüm: Hamileyken en fazla 15 kilo alınması gerekir, hamilelik döneminde düzenli beslenme ve 4. Aydan itibaren yapılan her gün hafif bir yürüyüş yapılabilir.
Süt verme döneminde sütü artırmak için yağlı gıdalar değil, özellikle bol sıvı gıdalar , komposto tüketilmesi uygundur. Doğumdan 3 ay sonra hafif yürüyüşlere başlanmalıdır.
Sorun: Akıldan sürekli ve yoğun olarak geçen düşünceler, yaşamı şekillendirirler. Zihinden endişe, öfke, kırgınlık, intikam veya haksızlığa uğranıldığına dair düşünceler geçiyorsa; bu düşünceler bedene geri döner sakın unutmayın!
Konuşmalarınıza dikkat edin, bir şeyi 3 kereden fazla söylüyorsanız, bu bir düşünce kalıbıdır, gerçekleşir.
Acı çektirildiği , cezalandırıldığı için nefret duyma. Kendini kurban olarak görme, kendisini hayatta engellenmiş hissetme.” Tiroid dokusunun az çalışmasına ve vücudun yavaşlamasına, kilo almaya neden olur. 
Kadınlardaki selülit’in nedeni biriktirilmiş öfke ve kendini cezalandırmadır.
Şişmanlık aşırı hassasiyetle başlar. Kişinin korunmaya ihtiyacı vardır.Kadınlarda kalçalarda yağlanma olmasının nedeni, Anne ve babaya duyulan inatçı öfkedir. Uyluklarda yağlanma çocukluktan kalma , bastırılmış öfkedir.
Çikolata ve şekeri her gün yemek istiyorsanız: Yaşamınızda sevgi eksikliği vardır, sevgi verilse bile sevgi alamıyorsunuzdur. Bu durumu kapatmak için şeker yeriz.
Çözüm: Egzersiz, düzenli beslenme yanında, ruhsal ve duygusal açıdan destek alınması kilonun kalıcı olarak verilmesini sağlar. Sorunu çözmek yerine tatlı yiyerek bunu unutmayı seçeriz.
Bu duruma karşı yemenin yerine geçecek alışkanlıklar edinilmesi önemlidir.

Bu Uyarıyı Dikkate Alın! - Makat Kanamaları


Kadınlarla erkeklerde görülme oranı neredeyse eşit. Üstelik pek çok kişi utandığından söyleyemiyor.

Ülkemizde kadın ve erkeklerde görülme oranı neredeyse eşit derecede olan rektal kanamalar (makat kanamaları) bazı hastalıkların en önemli habercisidir. Bir çoğumuzun utanarak ve korkarak dile getiremediği bu belirti eğer ciddiye alınmazsa belki de ‘‘Kanser’’ gibi tehlikeli bir hastalığın ilerlemesine yol açabiliyor. İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. A.Kerim Özakay, Rektal kanamalar ile ilgili sorularımızı yanıtlayarak bilgiler verdi.
Rektal kanama (makat kanaması) nedir?
Dışkılama ile makattan parlak kırmızı kan gelmesine tıbbi dilde hematokezia veya rektal kanama denir.
Rektal Kanamalarda Kan Nerelerden Gelir?
Rektal kanamalar ağırlıklı olarak kalın barsağın son kısımlarını oluşturan rektum ve anüs kaynaklıdır. Kalın barsağın son 15 cm.’lik kısmı rektumdur, anüs ise dışarıya açılan son 1,5 -2 cm.’lik bölümdür. Rektal kanamada gelen kanın rengi genellikle kanamanın olduğu yere göre değişir.
Rektal kanamanın nedenleri?
Kırmızı renkli kanama büyük olasılıkla kalın barsağın alt bölümlerinin veya anal bölgenin hastalıklarından kaynaklanmaktadır. Dışkıya bulaşık olmayan,damlama şeklinde ve kırmızı renkli kanamalar genellikle hemoroid ve fissür diye adlandırdığımız anal hastalıklarla ilgilidir.Dışkıyla bulaşık, koyu kırmızı ve siyah renkli kanamalar ise kalın barsağın üst bölümlerinden,ince barsaktan ,üst sindirim sisteminden kaynaklanabilir buna da melena denir.Kan uzun süre barsak bakterileriyle temas ettiğinde bakteriler tarafından sindirilerek rengi koyulaşır ve siyahlaşır.Nadiren mide- duodenum, ince barsaklar veya kalın barsağın başlangıç kısmından aşırı kanama oluşursa , bunlar hızla aşağıya ineceği için bakterilerce parçalanamadan dışarıya kırmızı renkte taze kan şeklinde de çıkabilir.Polip,divertikül,ülser,anjiodisplazi,kolit ve kanser gibi hastalıkların da ilk belirtisi rektal kanama olabilir.
Sindirim sisteminin herhangi bir yerinden çok az kanama olur ve kanama gözle görülmeyebilir. Örneğin,kolon polip veya kanserlerinde bazen çok az kanama olup bu gaita ile karıştığı için gözle görülemez ancak gaitada gizli kan tetkiki yapan testlerle tespit edilebilir. Bu şekilde olan gizli kanamalar azar azar ama devamlı kan kaybı yaptığı için anemi dediğimiz kansızlık halinin oluşmasına yol açabilirler.
Hani durumlarda kanamalar ciddi tehdit içerir ?
Her rektal kanama yakınması bulunan hastaların ,kanamayı açıklayan hemoroid,fissür gibi… hastalıkları bilinse dahi bir Genel Cerrahi Uzmanı tarafından incelenmeleri
gerekmektedir.Özellikle 50 yaş üzerinde erkek ve kadınlarda daha önce hiç kanama öyküsü yokken ortaya çıkan kanamalar ciddi olarak araştırılmalıdır.Kanama yapan neden mutlaka bulunmalıdır.
Kanamanın şiddeti, yani gelen kan miktarı çok değişiklik gösterebilir. Çoğunlukla az miktarda ve kendiliğinden duran kanamalar oluşur. Pek çok hasta birkaç damla taze kan geldiğini veya tuvalet kağıdına az miktarda kan süründüğünü ifade ederler. Bazen de biraz daha fazla ama kendiliğinden duran kanama tariflenir. Bu tip hafif kanamalarda acil tanı ve tedavi , acilen hastaneye yetişmek gibi bir gereklilik yoktur, muayene ve basit tetkikler sonrası tanı konup tedavi yapılır.
Rektal kanama daha şiddetli de olabilir. Orta şiddette bir kanamada tekrarlayan daha çok miktarlarda taze veya pıhtılı kan gelebilir, bu kan gaita ile birlikte veya kendiliğinden gelebilir. Ağır kanamalarda ise hasta çok kan kaybedebilir. Orta veya ağır şiddetteki rektal kanamalarda, aşırı kan kaybına bağlı halsizlik, baş dönmesi, çarpıntı, bayılma hissi veya gerçekten bayılmalar oluşabilir; hastada tansiyon düşüklüğü oluşabilir. Nadiren hastayı şoka sokacak kadar şiddetli kanamalar oluşabilir. Orta veya ağır şiddetteki kanamalar hastaneye yatırılarak takip ve tedavi edilmelidir. Şoka girecek kadar şiddetli kanamalarda acilen hastaneye yatırılıp kan transfüzyonları yapılması gereklidir.
Genelde hangi cinsiyette (kadın/erkek) ve yaş grubunda daha sık görülüyor?
Kadın ve erkeklerde rektal kanama görülme oranı birbirine yakındır. Ama her iki cinsiyette utanma duyguları nedeniyle veya önemsemeyerek bu kanamaların ardından hekime başvurmuyorlar.Bu da belki çok ciddi olan bir hastalığın (Kanser gibi…) ilerlemesine yol açabiliyor.
Kanama önemsenmez ise ne gibi sonuçlara sebep olur?
Her rektal kanama araştırılmalı özellikle 50 yaş üzerindeki hastalarda daha da önemsenmelidir.Küçük bir şey diye düşünebileceğiniz bir rektal kanama çok ciddi bir hastalığın habercisi ve tek belirtisi olabilir.

Şeker Hastalarının Diyet Listesi

 
Günlük öğünler, üçü ana (kahvaltı, öğle ve ak­şam yemeği) ve üçü de ara (kuşluk, ikindi kahvaltı­sı ve gece yatma öncesi) öğün olmak üzere 6 par­ça halinde olacaktır; aşağıdaki örnek yemek liste­sinde belirtilen öğün saatlerine azami itina gösteril­melidir.
Uygulanacak diyete ait örnek yemek listesi (menü)
• Sabah kahvaltısı (8.00): Bir bardak yağsız süt (şekersiz) (200 mi) Bir kibrit kutusu kadar (30 gr.) az yağlı ve tuzu azaltılmış beyaz peynir.
• Kuşluk (11.00): 20 gram ekmek ve 5 yeşil zeytin Bir porsiyon meyve (meyve değişim liste­sinden arzu ettiğinizi seçiniz)
• Öğle yemeği (13.00): 60 gr ekmek, 1 kase yağsız et suyu çorba (içine pirinç ve­ya şehriye ilave edilecek ise her çorba kaşı­ğında bunlardan 2-3 adet olacak şekilde su­lu olacaktır.)
75 gr kadar yağsız et (genellikle tavuk veya balık eti tercih edilir; etin yanında 3 çorba kaşığında bunlardan 2-3 adet olacak şekilde sulu olacaktır.)
75 gr kadar yağsız et (genellikle tavuk veya balık eti tercih edilir; etin yanında 3 çorba kaşığı kadar mevsimin yeşil sebzelerinden hazırlanmış sebze haşlaması bulunmalıdır.)
1 tabak yeşil sebze (zeytin yağı ile pişirilme­lidir) (sebze değişim listesine bakarak sebze çeşidine göre yiyebileceğiniz miktarı seçebilirsiniz).
I büyük kase yeşil salata, salatalık, domates, marul karışımı (bir kase salata 1 tatlı kaşığı zeytin yağı ve bol limon usaresi ile hazırlan­malı; fazla tuz ekilmemelidir) 1 çay bardağı kadar yoğurt (kaymağı alınmış olmalı) ve 1 porsiyon meyve
• İkindi (17.00): 20 gr ekmek
Bir kibrit kutusu kadar (30 gr) beyaz pey­nir.
Bir veya iki bardak çay (suni tatlandırıcı kul­lanılacaktır.)
• Akşam yemeği: Öğle yemeğinin aynı; diğerine göre protein miktarı düzenlenecektir.
• Gece öğünü (22.30): 20 gram ekmek ve bir bar­dak yağsız süt veya bir porsiyon meyve.
Sebze Değişim Listesi
Yeşil sebzeler, içerdikleri karbonhidrat miktarı­na göre aşağıdaki gruplara ayrılmıştır ve belirtilen miktarlarda yenecektir:
• Her öğünde bir çorba tabağı kadar (çiğ tartısı 300 gr) yenecekler:
Ispanak, semizotu, pazı, ebegümeci, yeşil kıvır­cık salata, marul, salatalık, veya
• Her öğünde bir yemek tabağı kadar (çiğ tartısı 200 gr) yenecekler:
Lahana, domates, karnabahar, patlıcan, kırmızı turp veya
• Her öğünde 2/3 yemek tabağı kadar (çiğ tartısı 150 gr) yenecekler:
Pırasa, kabak, çalı fasulyesi, bamya veya
• Her öğünde yarım yemek tabağı kadar (çiğ tar­tısı 100 gr) yenecekler:
Havuç, ayşekadın fasulyesi, yeşil bezelye, kere­viz, enginar, soğan veya
• Arada sırada yemek kaydıyla 1/4 yemek tabağı kadar (çiğ tartısı 50 gr) yenecekler:
Patates ve yer elması (Bu sonuncu grup sebze­nin sık yenmemesi tavsiye edilir.)
Meyve Değişim Listesi
Erik (yeşil)…………………..8 adet
Erik (kırmızı)……………….5 adet
Portakal……………………….Bir orta boy
Turunç…………………………Bir iri boy
Ayva…………………………….Bir orta boy
Nar………………………………Yarım
Karpuz…………………………Bir dilim
Kavun (nadiren)………….Bir dilim
Çilek……………………………6 adet
Elma…………………………….Bir orta boy
Mandalina…………………….Bir orta boy
Limon………………………….İki orta boy
Armut………………………….Bir orta boy (ham)
Kiraz……………………………5 adet
Vişne……………………………10 adet
Şeftali (ham)………………..1 adet
• 1 çay bardağı sıkılmış portakal veya elma suyu, I su bardağı sıkılmış Greyfurt suyuna eşit karbon­hidrat içerir.
En çok tercih edilecek meyve, ekşi elma, porta­kal ve ayvadır.
Bir dilim (40 gr) beyaz ekmeğe eşdeğer yiyecek listesi
Bir dilim (40 gr) ekmek yerine aşağıdakilerden birini seçebilirsiniz:
• 3 çorba kaşığı kuru fasulye, nohut, mercimek veya bakla (bu takdirde o öğündeki et yarı yarıya azaltılmalıdır.)
• I kase sulu kıvamda kırmızı mercimek, tarha­na veya un çorbası.
• I ufak porsiyon makarna, kuskus veya erişte.
• I iri (100 gr) patates ile yapılmış kızartma; haş­lama veya pürede bunun yarısı.
• I dilim tuzsuz peynir veya ıspanakla hazırlan­mış börek.
Yasak yiyecekler
• Rafine sofra şekeri ve bununla yapılmış tatlılar, bal, reçel, marmelat ve şuruplar.
• Hamur işleri, mantı, çörek, şekerli kurabiye­ler, pastalar, tahin helvası ve çikolata.
• Üzüm, kayısı, çok tatlı kavun, şeftali, muz, hur­ma, incir.
• Alkolün her çeşidi.
• Kızartma ve kavurmalarla füme etler.
• Kuru yemişler (fındık, ceviz, badem, çam fıstığı ve kestane)
• Sucuk ve pastırma gibi bilumum konserveler.
• Katı yağlar: Mayonez, tereyağı, kaymak ve margarinler.
• Tuzlu hazır yiyecekler.

Mastürbasyon Nedir Zararları ve Faydaları

İnsanların yüzde doksanbeşi (%95'i) masturbasyon yapar, peki kalan yüzde beşi (% 5'i) ne yapar? 
Kalan % 5'i yalan söyler! Biraz yumuşatırsak bunu ;yaptıkları şeyi masturbasyon olarak kabul etmemeye çalışırlar ,yada masturbasyon yaptıklarını bilmezler. Cinsel organlarla ilgili haz verici her şey masturbasyon sayılabilir,mesela bir kadının heyecanlanıp bacaklarını sıkıştırıp  bırakması bile,ve mastıurbasyonda illa orgazma ulaşmak gerekmez.

Masturbasyon kelimesi  latince ''masturbare=(elle bozmak )'' fiilinden türemiştir.
Günümüzde kullanımı; kişinin (kadın veya erkek) kendi kendine cinsellik yaşaması veya cinsel doyuma ulaştırması için yaptığı eyleme denir.       Daha modernize bir açıklama ile ; bir cinsel tepki üreten istemli kendi kendine uyarım olarak tanımlanabilir.
Masturbasyon hayal gücünün veya fantazinin sonsuz kullanımı ile gerçekleşir,kişi bu sırada kendisini ve karşıdakini dilediği gibi düşünür ve sonsuz bir güce sahip olur, bu yüzden de hiç bir cinsel eylem bu sınırsızlıkta ve mükemmellikte gerçekleşmez. Bu da ilk cinsel eylemlerde bazen hayal kırıklığı yaratabilir. Ama hiç bir düşünce de tensel dokunmanın veya hissetmenin ve de sevginin yerini de tutamaz.
Masturbasyon zararlımıdır ? Eğer kişinin sosyal yaşantısını ,normal seksüel ilişkilerini bozacak düzeyde değil ise zararsızdır. 
Kişi eğer bir seksüel partneri varsa o olmadığı zamanlarda masturbasyon yapabilir ama bunun sayısı ve sıklığı partnerine olan arzusunu etkilemeyecek  şekilde olmalıdır.
Eğer kişinin  düzenli seks partneri yoksa veya hiç partneri  yoksa, arzu ettiği sürece, hissettiği sıklıkta masturbasyon yapabilir.
Masturbasyonun kadında veya erkekte hiç bir fiziksel (bedensel) kötü tesiri yoktur ,aksine rahatlamayı ve gevşemeyi sağlar. 
Ayıp değil bir gerekliliktir.
Toplumda söylenen diğer her şey tamamen uydurmadır;
- yok sivilce yapar, 
-gözleriniz kör olur, 
-boy uzamasını durdurur,
-ileride çocuğunuz olmaz, 
-kızlarda adet düzenini bozar, 
-erkeklerde ileride sertleşme sorunu yaratır,
-penis boyunun uzamasını durdurur  gibi söylentiler ve bilgiler ve buna benzer her şey tamamen uydurmadır.
Dilediğiniz yer ve zamanda tabi ki başkalarının haklarına (kişisel veya kanuni) saygı duyarak, kimseye zarar vermeden  masturbasyon yapabilirsiniz. Bu sizin hakkınız ve bedensel özgürlüğünüzdür.
Özellikle bazı gençler masturbasyon sonrası suçluluk duygusuna kapılırlar, bu yaptığınızdan suçluluk duymak anlamsız vede gereksiz bir duygudur,ayıp,yasak,kötü,size veya başkasına zarar vermeyen ,yanlızca sizin bedeninizi ve hislerinizi ilgilendiren bir şeyden huzursuz olmanın gereği yoktur,bu bir ihtiyaçtır, bundan utanmayınız,suçluluk duymayınız.
Yanlız masturbasyon sizin için kaçınılmaz bir olay , bir tutku haline gelmişse, normal cinsel ilişkiye tercih ediyorsanız, veya normal seksten partnerinizden zevk alamayıp masturbasyona yöneliyorsanız bir cinsel tedavi merkezine baş vurup bu alışkanlığınızı veya tercihinizi değiştirmek için  öneri ve tedavi almalısınız.
Masturbasyon konusunu biraz yaşa ve cinsiyete göre ayırırsak;
Genç erkeklerde özellikle cinsel hayatı olmayan gençlerde, masturbasyon  neredeyse bir zorunluluk halindedir, bunun nedeni ise:
Sperm (meni - er suyu) üretimi devamlıdır ve hiç durmaz, üretilen spermler bir kesede toplanır ve boşaltılmaya hazır beklerler, arkadan da devamlı sperm üretimi olur ve bu keseye boşalır, bu kesenin bir hacmi, bir kapasitesi vardır, bu hacim dolunca cinsel istek artar, yoğunlaşır eğer ilişki veya boşalma gerçekleşmezse kasıklarda ağrı, aşırı cinsel istek başlar, bazen kese o kadar dolmuştur ki büyük tuvalet yaparken veya ıkınırken vücut içi basınç arttığından bu sırada penisten sperm akar veya idrar sonrasında sümüksü bir akıntı olarak penisten gelir (bu boşalma değildir ve zevk vermez sadece sperm akar). Eğer kişi boşalmaz veya ilişki kurmazsa belli bir süreden sonra ki bu süre kişiden kişiye değişir( 4 ila 15 gün), erkek uykuda boşalır ve keseyi boşaltarak arkadan gelen spermlere yol açar. Hamamcı olduk veya rüyacı olduk deyimi buradaki boşalmaya bağlı yıkanma gerekliliğinden gelmiştir. Erkeklerdeki cinsel arzu kontrolsüzlüğü de devamlı üretilen sperm ve onun boşaltılması isteği sonucu vede toplumsal öğretilerin yani tabuların erkeğe kuralsız cinsellik yaşamayı bir hak ve övünç kaynağı olarak hissettirmesi olup bayanların erkeklerde anlayamadıkları duygusuz cinsel istek bundan dolayıdır.
Erkeklerde   uyarı ve doyuma ulaşma daha çok penisin etrafının kavranma hissinin tatmini ve özellikle penisin baş kısmında bulanan  zevk hücresi diye isimlendirilen sinir uçlarının sürtünmeye ve karşıdan gelen basınca karşı taşıdıkları hislerden oluşur.
Erkekler   genelde elleriyle cinsel organlarını okşayarak masturbasyon yaparlar, bunun için elleri kuru olabilir, genelde  kayganlaştırıcı bazı  maddeler; tükürük, krem, sabun (sabunun penis içine kaçtığında acıya yol açacağı unutulmamalıdır) kullanılır. Gene erkekler masturbasyon yaparken penislerini  başka cisimlere sürerek de veya kavrama hareketini sağlayıcı bir takım boşluklara penislerini sokup çıkararak yaparlar. Veya sertleşmiş penise su tutarakta masturbasyon gibi çeşitli yöntemlerde kullanırlar. Son zamanlarda ülkemizde de satılan yapay vajina benzeri araçlarda erotik malzeme satılan dükkanlarda bulunmakta ve kulanılmaktadır. Kısaca kişiye zevk veren her şey bu amaçla kullanılabilir.
Kadınlarda ise; bakire olanlar veya olmayanlar olarak değerlendirmeliyiz çünkü toplumumuzda bekaret hala önemli bir konu olarak kabul edilmektedir .
   Kadınlarda masturbasyon erkeklerdeki kadar fiziksel dokunma gerçekleşmeden düşünce bazında da gerçekleşebilir.Sadece göğüslerine dokunarak dahi masturbasyon yapabilirler.
Fiziksel istek kasık bölgesine yayılan sıcaklık orada bir basınç hissinin duyulmasına ve klitorise dokunulmasının ihtiyacı ve vajen içinde doldurulması gerekli bir boşluk hissi ile ortaya çıkar. Vajende ki boşluk hissi daha önce cinsel ilişkiye girmemiş bayanlarda çok az veya yoktur.Cinsel ilişki yaşamış kadınlarda ise bu vücut tarafından tanınmıştır ve  hissedilir.
Genelde ya klitoris (bızır) elle okşanır veya iki bacak açıp kapanarak sıkıştırılır veya kadına zevk verebilecek bir şeye sürtülür. Bakire olan kadınlar genelde bu şekilde masturbasyon yaparlar. Ve bunun kızlık zarına hiç bir zararı yoktur.
Daha az olarak klitoris okşanırken vajen girişine parmakla baskı uygulanabilir veya vajen girişi veya küçük dudaklar okşanabilir. Bunun da kızlık zarına hiç bir zararı yoktur.
Ve bazı bayanlar kızlık zarı olmayanlar veya önemsemeyenler vajen içine parmak veya parmaklarını sokarlar veya içeriye doluluk hissi verebilecek herhangi bir şey (deodorant kutusu,salatalık,muz,kalem gibi) kullanırlar.Son zamanlarda ülkemizde de bulunan yapay penisler de veya titreşim sağlayan bazı seks oyuncakları da  yaygın olarak kullanılmaktadır.
Bazı bayanlar ise hem klitorise sürtünme veya baskı hem de vajen içine doluluk sağlayarak masturbasyon yaparlar.
Duşta basınçlı suyun klitorise tutulması ile masturbasyon ise bayağı yaygın bir yöntemdir, bu da kızlık zarına zarar vermez.
Anne ve babalara ve de herkese ; cinsellik içgüdüsel bir duygu olup soyunu sürdürme, hayata  ve kendinden sonraya bedeninden bir parça bırakma hissinin bir uzantısıdır. Yani frenlenemez,önlenemez ve yok edilemez.Belki baskılayabilir veya başka bir hisse veya uğraşa yönlendirebilirsiniz ama bunun sağlıksız sonuçları ve acısı daha sonra çok fazla olarak başka yerlerde ve konumlarda ortaya çıkmaktadır.Kuşumuzun, kedimizin veya köpeğimizin cinsel arzularını düşünüp dikkate aldığımız halde kendimizin ,yakınlarımızın veya çocuklarımızın bu tip ihtiyaçlarını görmemezlikten gelmeye veya anlamamaya çalışmak kendimizi kandırmaktır.
Özellikle cinsel yaşantıya sahip olamayan veya olamamış gençlerde bu istek frenlenemez.Bu yüzden gerekli olan masturbasyon için onları yanlış bilgilendirip korkutmayınız.
Yaş ve kişinin sosyal konumu bu arzuyu yok etmez bu bir ihtiyaçtır.
Yanlız bebekler de de bazen masturbasyon benzeri davranışlar görülebilir bu onları korkutmadan önlenebilir,anlayabilecek yaşta olanlar doğru yönlendirilip bilgilendirilmelidir.Bu konu ilerdeki yazılarımızda ele alınacaktır.
Peki çocuklarımıza nasıl davranalım;
ilk önce onlara bu konularda sağlıklı bilgiler verelim eğer sizde bilmiyor veya bu konuları konuşamıyorsanız çekinmeden destek alabileceğiniz yerlere baş vurabilirsiniz veya okuyup öğrenebilecekleri bazı bilgi kaynakları sağlayabilirsiniz.En önemli olan şey yanlış bilgi vermemektir.Ufak bir kızken annesi tarafından anal (arkadan-popodan - makat-rektum ) ilişkiye girmesin diye arkadan ilişki kuranlar kanser olur diye korkutulup yönlendiren bir hastamın kabız olursam da aynı etki olur kanser olurum ölürüm fikri ile yaşadığı ve hissettiklerini, bu yüzden yeme içme problemi yaşadığını, uzun süre psikiyatrik tedavi alıp halen de tam olarak iyileşemediğini ve de iyileşemeyeceğini düşünürseniz yanlış bilginin bir insanın hayatına, yaşantısına nasıl bir etki yaptığını anlarsınız.
Onları kendileri ile kalabilecekleri ruhları ve bedenlerini tanıyabilecekleri mekanlarda rahat bırakalım.Odasının kapısını kilitlemesine izin verin veya kapısını çalıp onun olurunu almadan odasına girmeyiniz.Kötü bir şey yapacaksa zaten yapar, sertlikle hiç bir şey engellenmez sadece inanarak doğruyu anlatın oda anlayacaktır.Veya banyoda gereğinden fazla kalırsa onu rahatsız etmeyiniz, orayı gerçekten kullanmaya ihtiyacınız olana kadar onu rahat bırakınız, bir insan banyoda ne yapabilir ki  veya ne yapar sizce?                            En önemli şey ise onlar her ne kadar sizin bedeninizin bir parçası olsalar  da onlarında bir ruhlarının olduğunu unutmamak, onların kişiliklerine saygı duymaktır.

Cildiniz Yaza Hazır Mı?



Güneşin yüzünü göstermeye başladığı şu günlerde herkesi yaza hazırlık telaşı sardı. Özellikle bayanlar, selülit ve bölgesel fazlalıklarından kurtulmak, parlak, aydınlık, kırışıkların olmadığı bir cilde sahip olmak için güzellik polikliniklerinin kapısını çalmaya başladı.
Peki yaza formda bir vücut ve iyi görünen bir cilt için neler yapılabilir?
Yazın can sıkan konularının başında vücut tüyleri gelmekte. Sürekli jilet, epilatör cihazı kullanmak veya ağda yaptırmak can sıkıcı olmakta. Vücudumuzda ki tüyler yüzünden birçok kez istediğimiz kıyafetleri giyememek sinir bozucu olsa gerek. Oysa lazer epilasyon uygulatarak vücut tüylerinizden kalıcı olarak kurtulabilirsiniz. Seanslara yeni başlanılsa bile, kılların 8-10 haftada bir çıkması büyük bir konfor. Lazer epilasyon uygulatırken dikkat etmeniz gereken; ten ve kıl yapınıza uygun lazer sistemlerinin kullanılması, uygulamadan hemen sonra güneşlenmemek ve solaryumdan uzak durmaktır.
Yazın sıkı, selülitlerin ve bölgesel fazlalıkların olmadığı bir vücut herkesin hayali… Selülitler için akustik şok dalga tedavisi, radyofrekans uygulamaları çok etkili. Sadece 6-8 haftada selülitlerin rahatsız edici görüntüsünden kurtulabilirsiniz. Kılcal damar problemi olanların, ısılı ve vakumlu uygulamalardan uzak durmaları gerektiğini belirtmeliyim.
Bölgesel fazlalıklara gelince; bu sezon çok popüler olan soğuk radyofrekans uygulaması imdadınıza yetişiyor. Haftada bir uygulanan bu yöntem, yağ hücrelerini soğuk dalganın etkisiyle azaltmakta, liposuctiona yakın etkiler yaratabilmektedir. Spor yapamayanlar için kasları kuvvetlendiren ‘quantum caci’ sistemiyle kombin çalışıldığında hem fazlalıklarınızdan kurtulup hem de sıkı bir vücuda sahip olabilirsiniz.
Vücut uygulamalarında iyi bir uygulayıcı, iyi sistemler ve birçok sistemin kombine şekilde kullanılması hem sağlık hem de sonuç açısından önemli.
Cildinize gelince güneş lekelerinden kurtulmak için geç kalmış sayılmazsınız. Mevsim ayrımı olmadan yapılan lazer karbonpeeling işlemi 10 günde 4-5 seans uygulanarak leke ve gözenek problemlerinizin önüne geçerek aydınlık bir cilde sahip olmanızı sağlar. Özellikle cildin nemlenmesi, sıkılaşıp parlaması için gençlik aşısı saf hyaluronic asit uygulamasını yaptırmak da çok anlamlı olacaktır. Tüm bu uygulamaların yanında bol su tüketmeniz, vitamin takviyeleri almanız, düzenli uyku ve beslenme programına uymanızda daha iyi görünmenizi sağlayıp, sonuçların daha uzun süreli etkili olmasını sağlayacaktır.

23 Haziran 2016 Perşembe

Burock - Yaşlanma Etkilerine Karşı Gündüz Kremi

Merhabalar,

Yaşlanma deyince bir anda "hooop noluyoruz yahu" demeyin ;) "Ne 30 yaşmııı oooooohooo" derdim amaa, ay neyse öyle işte :))
Maalesef, günler, aylar, yıllar geçivermiş, bir anda her şey tamamen değişivermiş oluyor istesek de istemesek de.
Bu nedenle önlem alabileceğimiz şeylerde dikkatli olmalı önlemini almalıyız.
Mesela cildimiz.. 
Maalesef engelleyemediğimiz, çevresel faktörlere maruz kalıyoruz.Ve tabi ki ciltde kırışıklık yaşamamız çok daha çabuk oluyor.
Artık hepimizin bildiği bir şey var, cildimizi  makyaj olsa da olmasa da çok iyi temizlemeli, ve bize uygun olan ürünler ile de desteklemeliyiz.

Bugün sizlere kısacık bahsetmek istediğim krem ise tam olarak bu amaca uygun..
Burock Yaşlanma Etkilerine Karşı Gündüz Kremi - Anti Aging Day Cream









Öncelikle, çok şık bir ambalajı olduğunu belirtmeliyim.. Ürünün yapısının, çok yağlı olmaması, cilt tarafından hemen emilmesi, ve kokusu sevdiğim özelliklerinden.
Kremi, her gün ince bir tabaka halinde, yüz, boyun ve dekolte bölgesine masaj yaparak sürüyorum. Şimdilik kırışığım olmasa da, önlemimi almalıyım diye düşünüyorum ;)



+BUROCK Yaşlanma Etkilerine Karşı Gündüz Bakım Kremi içeriğindeki Matrixly 3000 aktif formülünün sadece 1 ayda yaşlanma etkilerinde belirgin ölçüde yavaşlama sağladığı araştırmalarda kanıtlanmıştır. Düzenli kullanımla cildinizin belirli ölçüde sıkılaşmasını ve cilt dokusunun görünümünün toparlanmasını destekler. Böylece cildinizin daha dolgun ve sıkı bir görünüm kazanmasını sağlayabilirsiniz.

Kendimizi sevmeli, değer vermeli ve vakit ayırmalıyız kızlar :)

hosgeldin bahar..


hoşgeldin mayıs, hoşgeldin bahar..
yaz başlangıcında doğanın yeşermeye başladığı güne yeşil anlamına gelen hıdır günü, yine bugünde Hızır ile İlyas peygamber buluştuğu için Hıdırellez adı verilmiştir..
Hıdırellez 5 Mayısı 6 Mayısa bağlayan gece başlar ve 6 Mayıs ikindi saatlerinde sona eriyormuş..
pek fazla bilgi sahibi olmadığım bir konu ancak araştırmam sonucu bunları öğrendim :)
hıdırellez günü yapılacak ve yapılmayacaklar listesi oldukça kabarık..
benim duyduklarım gül dalına asılan dilekler..
sabah erken uyanılması..
geceyi duayla geçirmek..
Trabzon-Şalpazarı İlçesi'nde maya katılmadan yoğurt yapılırmış mesela,
mayalama sıcaklığındaki sütün içine besmeleyle bir tahta kaşık konur,
bu şekilde elde edilen maya bir yıl kullanılırmış, gelecek yıl tekrar değiştirilirmiş..
kısacası bahar ayı bir uyanış, yeniden doğuş gibi düşünülebilir..
eee doğa uyanırken, bolluk bereketle heryer yeşerirken insanların da boş oturması beklenemez..
iyi dileklerde bulunmak, Allahtan sağlık, bolluk bereket, huzur istemek çok normal değil mi..
şu süt işine aklım takıldı gerçekten içine maya koymazsam tutar mı acaba denemek istedim :)

22 Haziran 2016 Çarşamba

Avustralya’da Medikal İllüstrasyon Çalışmaları Yapan Dr. Levent Efe

DÜNYA’DA TÜRK HEKİMLER VE BAŞARI ÖYKÜLERİ
 
Avustralya’nın Melbourne şehrinde kendi stüdyosunu kuran ve  Medikal illüstrasyon çalışmaları yapan Dr. Levent Efe,  doktorluktan sonraki aldığı eğitimi ve çalışmaları hakkında meslektaşlarına rehber olacak bilgiler verdi.
 
Sağlık alanındaki çalışmalar yapılan çizimlerle daha da etkili hale getirilebilir. Bu çizimler hem sağlık profesyonelleri hem de halkın anlayacağı şekilde hazırlandığında anlaşılması daha kolay olur. Avustralya’nın Melbourne şehrinde kendi stüdyosunu kurarak Medikal illüstrasyon çalışmaları yapan Dr. Levent Efe, bu alanda çalışan dünyadaki sayılı isimlerden biri. Bu alandaki çizimleri ile birçok ödül aldığını belirten Efe, çalışmalarını ve medikal illüstratörlük hakkındaki soruları yanıtladı.
 
Ne üzerine çalışıyorsunuz?
25 yıldan bu yana serbest Medikal illüstratör olarak çalışıyorum. Avustralya’nın Melbourne şehrindeki stüdyomdan, dünya piyasasına tıbbi çizimler ve interaktif animasyonlar üretiyorum.
 
Çizimleriniz özellikle ne tür teknikle hazırlıyorsunuz ve ne tür çizimler yapıyorsunuz?
Çizimlerimi Adobe Photoshop (CC) ile, interaktif çalışmalarımı da Edge Animate ile hazırlıyorum. Ağırlıklı olarak cerrahi dallardaki yayınlar ve hasta eğitimi üzerine çizimler yapıyorum. Bu her iki alan için, haliyle birbirinden farklı bir anlatım dili kullanmak gerekiyor. Ancak her işimdeki ortak yön, karmaşık tıbbi konseptlerin görsel bir anlatım ile daha anlaşılır kılınması.
 
Amacım, “Senin göz kapağından içeriye bir iğne sokarak, gözüne lokal anestezi yapacağız” denilen bir hastanın, korkmadan, irkilmeden bu çizime bakabilmesi ve kendisine yapılacak bu müdahele konusunda bilgi alması. 
 
Ya da bir cerrahi atlasındaki bu “Robotik Timektomi” ameliyatının görsel öyküsüne bakan bir hekimin, iki-üç saniye içinde verilmek istenen mesajı algılayabilmesini sağlamak.
 
 
 
Kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?
Tıp kökenliyim. Bir süre hekimlik yaptıktan sonra, hayatımda görselliğe dayalı yaratıcılık daha fazla yer alsın istedim. Medikal illüstrasyon alanında eğitim veren ilk kurum olan Johns Hopkins Üniversitesinde (JHU) bu mesleği öğrendim ve çok sevdim. Uzmanlığımı bu alanda yaptım. 
 
Bugüne kadar eğitim aldığınız ve çalıştığınız kurumlar hakkında bilgi verebilir misiniz?
Tıp eğitimimi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde, Tıbbi çizerlik uzmanlığımı da JHU’da Department of Art as Applied to Medicine bölümünde aldım.
 
Eğitim aldığınız kurumların halen bulunduğunuz konuma gelmenizdeki katkıları nelerdir, şu anda çalıştığınız kurumu neden seçtiniz?
Cerrahpaşa’da, Türkiye koşullarına göre iyi bir eğitim aldık. Makaleleri için çizimler yaptığım hocalarımdan hiç olmazsa bazılarının beni Tıp illüstrasyonu alanına özendirmesini isterdim.
 
JHU’da sadece 10 ay süre ile aldığım eğitim ve ilham, 25 yıldır bana yetiyor. Ayrıca üyesi olduğum meslek kuruluşumuz Association of Medical Illustrators (AMI) da, hepimize çok büyük motivasyon veriyor. Dünya’da tıp çizerliğini meslek olarak seçmiş yaklaşık 800 kişi var ve bunun çok büyük bir kısmı Amerika’da yaşıyor. 

  
 
Halen pratiğini yaptığınız branşın Türkiye ve Avusturalya’da durumunu karşılaştırabilir misiniz?
Avustralya’da kimse yokken bu işe başlayıp, kendime bir pazar yarattım. Şimdi burada ancak bir elin parmakları kadar sanatçı var bu işle uğraşan.
Türkiye’de ise bu konuda eğitim veren bir kurum fikrine, tıp fakültelerimiz henüz istekli değil. Oysa hem Türkiye hem de Avrupa’daki yetenekli gençlerin bu ilginç mesleğe kazandırılabilmesi mümkün.
 
Son yıllarda uluslararası dergilere kabul edilen Türkiye kökenli makalelerdeki artış, hepimize önemli birşey söylüyor. Türk hekimlerinin giderek artan uluslararası sunumlarına kaliteli görsellerin eşlik etmesi çok önemli. Bu görsel desteği verecek olan kişiler, medikal illüstratörler.
   
Bir süredir kendi çabalarımla Türkiye’deki bir grup arkadaşı tıp illüstratörlüğüne özendirmeye çalışıyorum; ancak onların da bu konuda temel eğitim almaları gerekiyor.  
Eğitim, çizim yapmayı ya da yazılımları öğrenmek için değil, bu mesleğin felsefesini kavramak için gerekli. Mesleğinin en ileri noktasındaki bir uzmanın anlattıklarını, sokaktaki insanın anlayacağı hale dönüştürebilmek, ciddi bir görsel anlatım becerisi gerektiriyor. Okullar bunun felsefesini öğretiyor.
 
  
 
Türkiye'de halen eğitim almakta olan tıp öğrencilerine ya da genç hekimlere neler önerirsiniz?
Hem tıp hem de sanat kökenli, figüratif resme yatkın yeteneklerimize bu mesleği düşünmelerini öneririm. Hem yaratıcılığı olan hem de bilimsel verileri algılayacak kapasitede, yani beyninin her iki yarısını da iyi kullanabilen insanlar bu işte başarılı oluyor.
 
Bu mesleğin çok farklı alanları da var. Tıbbi animasyon, interaktif sunum, protez ve Anaplastoloji, biyoteknoloji, tıbbi cihaz tasarımı, üç boyutlu modeller, tıbbi reklamcılık gibi çeşitli alanlarda çalışan meslektaşlarımız var. Önümüzdeki beş yıl içinde hangi yeni alanlar çıkacak, hiçbirimiz bilemiyoruz. 
 
 
Hangi bilimsel dergileri takip ediyorsunuz?
Benden istenen projelere göre, tıpdaki her uzmanlık alanında makale ve kitapları okumak durumundayım.  Bir gün çocuk cerrahisinde yeni bir ameliyat tekniği ile ilgili okurken, ertesi gün endoskopik ultrason ile yeni bir müdahaleyi okumam ve anlamam gerekiyor. Benden iş isteyen her uzman, o alanı ve anatomisini bildiğimi varsayıyor.
 
Mesleğinizle ilgili en çok ziyaret ettiğiniz 3 internet sitesi nedir?
Meslek kuruluşumuzun ami.com sitesini ve twitter’dan takip ettiğim onlarca tıp dergisinde ilgimi çekenleri sık sık inceliyorum.
 
 
 
 
 
Alanınızda araştırma yapanlara mutlaka okumalarını tavsiye ettiğiniz kitaplar hangileri?
Tıp çizimi ile uğraşmak isteyenlerin düzenli olarak doğal dokuları çizmelerini, önemli görsel yazılımları öğrenmelerini ve sanata yakın olmalarını ek isterim. Bizim alanımızın en onemli başucu kitapları Pernkopf, Sobotta, Netter gibi atlasları ile AMI’in tüm yayınları. 
  
Avustralya’da hasta popülasyonunun karakteristik özellikleri nelerdir? Türkiye'ye göre ne gibi farkları vardır?
Avustralya’da hastalar kendilerine uygulanacak her tür müdahale ve tedavi öncesinde ayrıntılı bilgi almak istiyor. Sağlık kurumları ve hekimler hastaları sözel ve görsel olarak bilgilendirerek, tedaviye daha iyi cevap vermesini sağlıyorlar. Bu konuda Türkiye’de de önemli atılımlar gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyorum. Hem hastaların tedavi sürecinde hekimlere yardımcı olması, hem de hekimlerin malprakrtis davalarına maruz kalmamaları açışından elzem bir gelişme olacak bu.
 
 
 
 
Avustralya’da ünlü tıp kurumlarına  ya da hastanelerine eğitim amaçlı olarak girebilmek mümkün müdür?
Kendi alanında araştırma yapan, dünyayı yakından takip eden hekim arkadaşlarımızın Avustralya’daki eğitim hastaneleriyle birlikte çalışma yaptıklarına sık sık şahit oluyoruz. Özellikle uluslararası toplantılardaki el sıkışmalar ya da dikkat çekici bir makale, bu tür bağlantıların başlangıcını oluşturuyor.
 
Genç hekimlerimiz dış dünya ile temas konusunda çok şanslı olduklarının farkındadır umarım. Örneğin resimlemesini yaptığım ve geçen yılın sonlarında Springer tarafından dünya piyasasına çıkarılan bir göğüs cerrahisi kitabı var. Bu kitabın farklı bölümlerini yazan 25 hekimin iki tanesi Türk. Genç hekimlerimiz dünya pazarına daha fazla çıktıkça, bundan sonra yayınlanacak bu tür temel kitapların yazar kadrosunda aynı şekilde yer almaları mümkün olacak.
 
Avustralya’da sağlık haberciliği açısından Türkiye ile karşılaştırabilir misiniz? Sağlık okuryazarlığı bilinci ne durumda? Sağlık iletişimine önem veriliyor mu?
Nüfusu sadece 23 milyon olan Avustralya’da pratisyen hekimler ve öteki uzmanlık dallarının hem kendi aralarında hem de kamuoyu ile iletişim kurmak için çok etkin, saygın yayınları olduğunu görüyoruz. Ayrıca hastane ve muayenehanelerde hastalar kafalarına takılan her konuda açıklayıcı yayınlara kolaylıkla ulaşabiliyorlar.
Sağlık alanında inanılmaz atılımlar içinde olan Türkiye’de, Bakanlığın, özel tedavi kurumlarının ve uzmanlık dallarındaki odaların sağlık iletişimine daha etkin bir şekilde eğilmesi gerektiğini düşünüyorum.