egitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
egitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2016 Pazartesi

Bir Windows Hizmetine Bağlanılamadı Hatası ve Çözümü

windows hata
Bilgisayarımızı açtıktan sonra bildirim panelinde yukarıdaki gibi bir hata alıyorsak windowsumuzda ters giden bir şeyler vardır.
Bu hata da yazan ;
Bir windows hizmetine bağlanılamadı.
Windows Sistem Olay Bildirim Hizmeti hizmetine bağlanamadı. Bu sorun standart kullanıcıların sistemde oturum açmasını engeller. Yönetici yetkilerine sahip bir kullanıcı olarak, hizmetin neden yanıt vermediğiyle ilgili ayrıntılar için Sistem Olay Günlüğü’nü kontol ediniz.
şeklinde bir bildirim mesajı görüyoruz.
Bu hatanın kaynağı ya windowsta oluşan bir problem ya da sistemimize bir virüs bulaşarak bu hatayı verebilir.
Peki bu hata bilgisayarımızda ne yapar ?
Bu hata bilgisayarımızı kısıtlar. Videoları açamayabilir, temanız bozulabilir, masaüstünde sağ tık yapamayabilirsiniz, bunun gibi bir sürü sorun ortaya çıkarabilir.
İlk önce şu yöntemi yapmayı deneyiniz.
1. Yöntem
Bilgisayarımızda başlat menüsünü açıyoruz. Arama kısmına cmd yazıyoruz. Cmd yi bulunca sağ tıklayıp yönetici olarak çalıştır diyoruz. Çıkan siyah ekran komut panelinde sfc/scannow yazıp enter tuşuna basıyoruz. Bundan sonrasını bilgisayar kendisi halledecektir. İşlem biraz uzun sürebilir. %100 tamamlanana kadar beklemeliyiz. Tarama bitince bilgisayarımızı yeniden başlatıyoruz. İşlem bu kadar.
Bu yöntem işe yaramadıysa ;
2. Yöntem
Sistem geri yükleme yaparak bilgisayarımızın en son ki hatasız kullanımını geri yükleyebiliriz. Bunun için başlat menüsünden aramaya sistem geri yükleme yazıp, sistem geri yüklemeyi açıyoruz. Burada sistem geri yüklemeyi seçip işlemi onaylıyoruz.
Bu yöntemde işe yaramadıysa ;
3. Yöntem
ComboFix’i bilgisayarınıza indirin ve masaüstüne aldıktan sonra çalıştırın (Vista kullnıcıları programın üzerine sağ tuş ile tıkladıktan sonra “Yönetici Olarak Çalıştır” seçeneğini kullanmalıdır). Eğer bilgisayarınız “Güvenli Kip”te değilse aktif olan tüm güvenlik yazılımlarını ve pencereleri kapatın. Karşınıza çıkan yönergelere “Evet/Yes” diyerek ilerleyin, hızlı bir taramadan sonra ComboFix gerekeni yapacak ve sonuçları C:’nin içerisine attığı log dosyasında size bildirecektir.
Eğer bu işlemde işe yaramadıysa tek çare format olarak gözükmektedir.
Bunun nedenide büyük ihtimal sisteminize virüs bulaşmış olmasıdır. Eğer kendi bir anti-virüs uygulamanız var ise onunlada tam bir sistem taraması yapmayı deneyebilirsiniz. Bulunan bir virüs bu hatayada neden olabilir ve anti-virüs ile virüsü silin.
Ek olarak demek gerekirse bu hatayı aldığınızda ilk olarak 1. yöntemi uygulayın, bir virüs yoksa 1. yöntem ile sorununuzu çözmüş olursunuz
yardım

19 Haziran 2016 Pazar

Turgut Uyar'ın Dizeleriyiz ..



Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım

Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum

Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım
...

Başlıktan,fotoğraftan ve giriş dizelerinden de anlaşılacağı gibi bugün yine şiirli günümdeyim.

Sonsuz şükürler içerisinde olduğum bu mutlu zamanlarda en çok şiir okumayı seviyorum.

Kötü zamanlarımda siz vardınız yanımda, bu mutlu günlerimde de yine siz olun dercesine onlara daha sıkı sarılıyorum.

Bugün Sevgili Turgut Uyar'ın ''Göğe Bakma Durağı'' şiir kitabına gitti elim.

Sonra en sevdiğim şiirlerini sizinle de paylaşmak istedim.

Kitaptaki tüm şiirler Turgut Uyar'ın seçme şiirlerinden oluşmaktadır.

"Göğe Bakma Durağı" şiiri Turgut Uyar'ın yayımladığı üçüncü kitabında, Dünyanın En Güzel Arabistanı'nda yer alan şiirlerden biri.

Kitap ismi de bu şiirden geliyor.

PEKİ TURGUT UYAR KİMDİR ?

Turgut Uyar İkinci Yeni akımı denilen şiir akımının öncülerinden sayılan Türk şairidir.

Bir dönem Subaylık yaptıktan sonra kendini şiir akımına kaptırmıştır.

Öykü yazarı Tomris Uyar'ın da eşidir.

İkinci Yeni Akımı : Türk şiirinde değişik imge, çağrışım ve soyutlamalarla yeni bir söyleyiş bulma amacında olan bir akımdır.Ortak özellikleri; dilin alışılmış kalıplarını yıkmak, sözdizimini zorlamak, değiştirmek ya da bozmaktır.

Şiirin hayal gücüne ve duyguya ağırlık verilerek yazılmasını amaçlamışlardır.

Turgut Uyar'ın Göğe Bakma Durağı kitabında ve tabi ki diğer tüm eserlerinde de bu akımın etkileri görülmektedir.Onun şiirleri kimine göre çok kırılgan ,kimine göre ise mutlu günlerin en özel şiiri olmuştur.Benim içinde öyle şiirleri ne kadar hüzünlü imgeler içerse de Turgut Uyar okumak bana hep mutluluk vermiştir.

Emrah Serbes'in de dediği gibi biz Turgut Uyar'ın askerleriyiz.

Onun en güzel dizeleriyiz aslında .

Sizlere de onun en güzel dizelerinden alıntıları paylaşıyorum.

Keyifli Okumalar ..


GÖĞE BAKMA DURAĞI

İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yanab otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım
Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım

...


ARZ-I HAL 

Ben de günahkar kullarındanım Allahım... 
Bir "Kulhuvallahi" bilirim dualardan, Bir de "Yarabbi şükür" demeyi doyunca, Bir kere oruç tutmam ramazan boyunca, Ama çekmediğim kalmadı sevdalardan. 
Ben de günahkar kullarındanım Allahım!... 
Benim gibi kulun çok dünyada, Allahım!... 
Eğer bilmiyorsan işte, haberin olsun. 
Ekmek derdi, aşk derdi unutturdu seni. 
İnsan hatırlamıyor dün ne yediğini. 
Zaten yediğimiz ne ki hatırda dursun. 
Benim gibi kulun çok dünyada, Allahım!... 
Yazdıklarıma sakın darılma Allahım!... 
Meleklerin sana bunları söylemezler. 
Artık, pek yarattığın gibi değil dünya İnsanlar hem sabuna karıştı, hem suya: Ne olursun hoşuna gitmediyse eğer, Yazdıklarıma sakın darılma Allahım!... 
...


KAN UYKU

Bir biz varız güzel öbürleri hep çirkin
Birde bu terli karanlık
Sonra bir şey daha var muhakkak ama adını bilmiyorum
Nereden başlasam sonunda o ışıkla karşılaşıyorum
Yarı çıplak utanmaz bir kadın resmini aydınlatıyor
Akşam oluyor ya bir türlü inanamıyorum
Oturmuş iri yapılı adamlar esrar çekiyorlar
Daha bir aydınlık olsun diye içtikleri su
Sarı topraktan testileri güneşte pişiriyorlar
Bir korkuyorum yalnız kalmaktan bir korkuyorum
...


ESKİ KIRIK BARDAKLAR

İşte bu ellerimle yalnızım işte bu inanmazsan bak 
bu saçlarımla bu iyi giyimlerimle paralarımla 
sen varsın ya sen çoğu kez yetmiyorsun
uzakta mısın sen misin söylemiyorsun 
bakışın mı eksik dudakların mı anlamıyorum 
o adamlar geliyor aklıma karanlık iri yarı 
o gemiler ipleri yelkenleri dümenleri dökük
unuttuğum kırlangıç kuşları kırık bardaklar 
bir ahşap evde taşlıkta yaz günleri bilmesem 
bir testiden soğuk soğuk sular sızdığını bilmesem 
güç dayanırım 
...


ACIYOR

Mutsuzlukdan söz etmek istiyorum 
Dikey ve yatay mutsuzluktan 
Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun 
Sevgim acıyor 
Biz giz dolu bir şey yaşadık 
Onlarda orada yaşadılar 
Bir dağın çarpıklığını bir sevinç sanarak

...

Odak Noktanızı Değiştirin Hayatınız Değişsin!


ODAK NOKTANIZI DEĞİŞTİRİN HAYATINIZ DEĞİŞSİN

Odak noktası, odak noktası diye kendimizi yırtıyoruz da nedir bu odak noktası düşündünüz mü hiç? Şöyle anlatayım; gün içerisinde on düşünce geçiyorsa beynimizden bunlardan en az sekizi odak noktamızı temsil ediyor. Odak noktası bilinçaltını temsil ediyor aslında. Bu zamana kadar yaşadığımız deneyimlediğimiz ne varsa onların bütününden oluşuyor ve bir çeşit ön yargı kalkanı oluşturuyor.

Daha açık söylemek gerekirse korkularımızdan oluşuyor. Nasıl mı? Şöyle;  Yeni birisi ile tanıştık diyelim. Odak noktamız ne olur sizce? Karşımızdaki kişinin fiziki özellikleri mi? Bize ne hissettirecekleri mi? Bizi ne kadar seveceği mi? Hayır! Odak noktamız; farkında olmadığımız korkularımız oluyor. Beni sevecek mi? Güzel bir ilişkimiz olacak mı? Bana sadık kalacak mı? Evlenecek miyiz? Vb. Çünkü bu kişiden önce kim geldiyse güzel şeyler hissettiremedi, istediğimiz gibi sevmedi, sadık kalmadı, evlenmedik… Negatif deneyimler silsilesi. İşte odak noktasının görünmeyen yüzünde böyle enerjiler yatmakta. Ve biz bu enerjilerle yola devam ettiğimiz sürece aynı durumları yaşamaya devam edeceğiz. Kişiler farklı olaylar ve sonuçlar hep aynı. Neden? Çünkü benzer enerjiler benzerlerini çeker.

Ne yapmamız gerekiyor?

 Odağımızı bilinçli bir şekilde değiştirmemiz gerekiyor! Odağımız; güven olmalı, şefkat olmalı, inanmak olmalı. Bu şekilde yola çıktığımız zaman deneyimleyeceğimiz şeyler anında değişecektir. Güvenli bir ilişki, şefkatli bir aşk, inançlı bir birliktelik… Güven güveni, şefkat şefkati çekecektir. Ve bu şekilde enerji alanını kontrol altına aldığında sadece aşk hayatında değil, genel anlamda hayatının bütününde bereketlenme başlayacaktır. Maddi artış, iş teklifleri, sürpriz gelişmeler vb. Yani mucize dediğimiz şeyleri bilinçli olarak başlatmış olacağız.

Odak noktanızın ne durumda olduğunu anlayabilmek için hissettiklerinize bakın. Bir kağıda konu konu başlıklar atarak yazın.

Örneğin ;

Aşk hakkında ne hissediyorum?
Geçmiş ilişkilerime ait ne hissediyorum?
Maddiyat benim için neyi ifade ediyor?
Bereket benim için neyi ifade ediyor?
Başarı benim için neyi ifade ediyor?
Bu soruları hissettiklerinizle cevapladığınız an, temeldeki odak noktasının nerede olduğunu göreceksiniz. Sonrasında bunların yerine daha pozitif, daha enerjik odaklar yerleştirerek yola devam etmek sizin elinizde. 

                                                                                    MUTLU KALIN :)

Ah Enerjisi


AH ENERJİSİ

Ah etmek, toplumumuzca fazla kullanılan bir enerji türü. Peki hiç düşündünüz mü neden ah ediyoruz? Ah ettikten sonra ne oluyor? Gelin birlikte bakalım.

Neden ah ediyoruz?

Çünkü canımız yandı ah ediyoruz..
Çünkü beklentimizi karşılamadı ah ediyoruz..
Çünkü bizi aldattı ah ediyoruz..
Çünkü kendimizi değersiz hissettirdi ah ediyoruz..
Çünkü… Çünkü…

Ah etmenin çok güçlü bir ‘blokaj’ etkisi vardır. Temelinde ah etmek olumsuz duyguları-enerjileri barındırdığı için hayatımızı biz farkında olmadan blokajlara ve kısır döngüye sürükler. Oysa bizim için ah etmek kendimizi rahatlatma biçimi olarak görünür. Maalesef ki öyle değil. Acı bir gerçek daha; biz ah ettiğimiz için karşı taraf kötü şeyler yaşamıyor.

Ah etmemize sebep olan kişi bakıldığında olumsuz enerjilerle bize yaklaştı ki ah etmek durumunda kaldık. Karşı tarafın bu olumsuz enerjisi zaten kendisine ait. Biz ah etsek te etmesek te bu enerji onda  mevcut. Biz karşı tarafın hayatından çıktıktan sonra bile bu olumsuz enerji, o kişide kalmaya devam edecek. Çünkü kişinin özünde bu  var ve bizden sonra yoluna devam ederken o olumsuz enerjilerini de yanında götürüyor. Bildiğimiz üzere; benzer enerjiler benzerlerini çeker ve o kişi de kendine uygun olumsuz bir durumu hayatında kat kat yaşar. İlişkilerdeki ‘ayrıldıktan sonra sevgili yaptı ama ondan ayrılıp bana geri dönmek istedi ‘ durumu da bu olumsuz enerjiden kaynaklı. Bizden sonra yoluna devam eden kişi kendine uygun olumsuz olan başka bir enerjiyi hayatına çektiği için bize yaşattıklarını yaşadı ve yüzleşip kendine geldi.  O noktada aslında bizim enerjimizin ona nasıl iyi geldiğini anladı fakat iş işten geçmiş oldu. ( Kimisine göre geçmemiş te olabilir.)

Bazı durumlarda ise bunun tam tersi yaşanmaktadır. Bir ilişki bitti ve yine büyük büyük ahlar ediyoruz. Zaman geçiyor ve ah etmeye devam ediyoruz. Sonra karşı tarafın hayatına bakıyoruz ve her şey yolunda görünüyor. Hayatına yeni birisi girmiş, hatta evlenmiş… ee onca ah ettik n’oldu? Tutacak elbetlerle kendimizi kandırmaya devam ederiz. Ben söyleyeyim; tutmayacak! Çünkü karşı taraf çok temiz bir enerji ile yoluna devam ediyor. Arınmış bir şekilde odağını kendi hayatına çevirmiş. Bizde, naapalım belki bir gün pişman olacak diye bekleyelim… ( Bekleme!)

İşin özü şu ki; sen ah ettiğin için karşı taraf bunları yaşamıyor! Kendisi nasıl bir enerjiyle yola devam edeceğini seçtiği için yaşıyor ve yaşayacak.

Ah ettiğimizde bizim enerji alanımızda ve hayatımızda neler oluyor?

Ah enerjisi, odak noktamızı yaşanan acı olaylara sabitliyor ve taze tutuyor. Yaranın kabuk bağlamasına izin vermiyor. Acı sabit kalınca yaydığımız negatif enerjiler de sabit kalıyor ve gittikçe halkalar halinde büyüyor. Büyüdükçe hayatımıza ‘ah edeceğimiz’, benzer acıları deneyimleyeceğimiz kişileri-durumları çekiyoruz. Bu sadece aşk hayatımızda olmuyor. İş hayatımızda, arkadaş ilişkilerimizde sürekli ah etmelik durumlar yaşıyoruz. Neden? Çünkü özünde enerjimizi ‘ah etme’ üzerine akıtıyoruz.

Ah enerjisi yenilikleri bloke ediyor ve geçmiş olayları gündeme getiriyor.  Bunu biraz daha açacak olursak; ah enerjisinde bulunduğumuz sürece sağlıklı bir ilişki yaşayacağımız yeni bir kişi asla gelemiyor. Durum böyle olunca enerjiler tersine akmaya başlıyor ve eski ilişkilerimiz gündeme geliyor. Fark ettiniz mi hiç, yeni bir ilişkiye başladığınız an eski sevgiliniz arar, mesaj atar vs. Ya da bir ilişkiniz bitmiştir yine ondan önceki sevgilileriniz arıyor, mesaj atıyor ya da tesadüfmüş gibi karşılaşıyorsunuz vs. İşte bunların hepsi odağımızın içinde olan –negatif –olumsuz ah enerjisinden kaynaklı. Bir türlü yenilenmemize, yolumuz devam etmemize izin vermiyor, vermeyecek te!

Ah enerjisinden kurtulmak için;

Bu zamana kadar ah ettiğin kim varsa hepsine teşekkür et. ( Bunu kişinin kendisine söylemene gerek yok.) Teşekkür et ki yaşam dersini alabil. Ve teşekkür ederken; isteyerek, yeni bir hayatın olabileceğine inanarak yap. İçinde en ufak olumsuz bir his kalmasın geçmişe dair. Teşekkür et ki seni sen yaptı. ‘Şimdiki aklım olsaydı’ boyutuna taşıdı seni.

İlerleyen deneyimlerin için artık ‘ah etmek’ yerine ‘teşekkür etmeyi’ alışkanlık haline getir. İnsanız sonuçta, günlük yaşantımızda birçok olumsuz şey yaşayabiliriz fakat ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın, canımız ne kadar yanarsa yansın yapacağımız şey teşekkür edip yola devam etmek olsun. Belki zor gibi görünebilir ama zamanla alışıyorsun, öğreniyorsun ve yeni bir boyuta geçmiş oluyorsun.  Böylelikle sinir-stres enerjisinden de uzaklaşmış olup, anlayış ve sevgi ile bütünleşerek daha pozitif enerji yayacaksın ve hayatının her alanında yeniliklere kapıların açılacak. Kaynak http://mutlulukevi.blogspot.com.tr/2016/06/ah-enerjisi-ah-etmek-toplumumuzca-fazla.html


                                                                                          MUTLU KALIN :)
Yorum:
Haklısınız olumsuz enerjisi vardır tabiki ama tam anlamıyla enerji üzerinden konuşmussunuz.Böyle söylüyorsunuz tamam haklısınız ancak yanıldığınız ya da düşünmediğiniz başka bir durum daha var.Ah alan kişi can yakmıştır dediğiniz gibi o geri dönüşler,çırpınışlar,yaşanılan olayları onunda yaşaması vs hepsi İlahi Adalettendir.Şimdi eski sevgilim,arkadaşım,tanıdığım benim canımı yakmışsa ben ah etsem de etmesem de zaten Rabbim onun adaletini sağlar.Sizin bahsettiğiniz psikolojik boyuta giriyor tabiri caizse.Kişinin ah aldıktan ya da can yaktıktan sonra neler yaşayacağını bilemeyiz ama iyi şeyler yaşayamayacağı bellidir.Çünkü Allah'ın adaleti hiçbir zaman şaşmaz.İmtihan dünyasındayız bizim atlatamayacagimiz acımız imtihanimizdir,bu acıyı yasataninda imtihanidir aslinda.Yani siz tamamen psikolojik olarak bakmışsınız.Ama dini boyutu atlamissiniz.Ah etmek iyi bir şey değil başlı başına olumsuzluk elbette ama can yakaninda cani yanar elbet yaşattıklarinin karşılığını görür. Bu yüzden tam anlamıyla olumsuz enerji olarakta psikolojik olarakta çok sayılmaz bana göre